Dominos
SPONSORED

10 Soru 10 Cevap: Miami’de Ev Almak

Türklerin son dönem en gözde şehirlerinden Miami’den ev almak isteyenler için yol haritası çiziyoruz. Sibel Can’dan Acun Ilıcalı’ya kadar onlarca ünlünün ev aldığı Miami’de resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık 5 bin Türk vatandaşının evi var.

Miami’de ev almanın sanıldığı kadar zor ve pahalı olmadığının altını çizmek isteriz, doğru yönlendirmeye bölgeden ev almanın Bodrum’dan ya da Çeşme’den bir yazlık almaktan daha ucuza gelebileceği aşikardır. Önemli olan güvenilir yerel bir uzmandan yardım almak ve doğru soruları sormaktır. LetsMiami okurları için işte soru ve cevaplar:

1-Miami’de ev almak için Green Card veya Amerikan vatandaşlığı gerekiyor mu?

Hayır. Amerika’da ev almak için herhangi bir göçmenlik kategorisine sahip olmak ya da vatandaşlık şartı yok. Hatta Amerika’da olmanız bile gerekmiyor. Geçen yıl bir müşterimize Amerika’ya ayak basmadan, evi Skype üzerinden gezdirip, tüm işlemi e-mail ve EFT ile tamamlayıp, kendisini ev sahibi yaptık.

2-Miami’de yazlık ev alırsam Green Card ya da vatandaşlık alabilir miyim?

Miami’de ev almak, evin değeri ne kadar olursa olsun, herhangi bir göçmenlik statüsü sağlamıyor.

3-Miami’deki Türkler nerelerden ev, işyeri alıyor?

Güney Florida’nın gözde ve Türklerden rağbet gören bölgeleri Miami ile sınırlı değil aslında. Güneyden kuzeye doğru gidersek Bal Harbour, Sunny Isles Beach, Aventura, Fort Lauderdale, Boca Raton, West Palm Beach,  Türk müşterilerin yoğunlaştığı bölgeler.

Eğlence hayatı, yaz tatili ve bayramlarda Miami daha çok tercih ediliyor. Hele ki ekimde başlayacak olan Miami-İstanbul direk seferleri ile bu trendin artmasını bekliyoruz.  Miami kadar çılgın ve nerdeyse İngilizcenin ikinci dil olduğu Latin ortama kalbiniz dayanmıyorsa ama çoluk çocuk, aile gibi motivasyonlar yoksa Fort Lauderdale bir cennet. ‘Amerika’nın Venedik’i, ‘Dünyanın yat merkezi’ isimleriyle de anılan Miami’nin 45 dakika kuzeyindeki 100 den fazla marinası olan şehir, Amerikalıların da ‘hayal tatil’ destinasyonları arasında.

Miami ve Fort Lauderdale kadar genç ve dinamik olmasa da, okulları, alışveriş merkezleri, golf sahalarıyla gözde yerleşimlerden biri olan Boca Raton ise son zamanlarda Türk ailelerinin Amerika’daki gözde adreslerinden biri. Boca Raton devlet okulları yalnızca Florida’da değil Amerika genelinde de en üst sıralarda yer alıyor. Son zamanlarda bize başvuran ailelerin çoğu bu konuda bilgili ve bilinçli bir şekilde okul ismi vererek, o civarda ev aradıklarını bile söyledikleri oluyor. Amerika’daki okullar hakkında detaylı bilgi veren pek çok site var ‘www.greatschools.org’ bunlardan biri.

4-Yatırım amaçlı emlak alınması durumunda özel vize veya Green Card alınabildiği doğru mu?

Kiraya vermek, alım-satım yaparak kar yapmak amacıyla 3-4 adet ev veya apartman dairesi alınması ve bu işin ticari amaçlı yapılması durumunda E2 Yatırımcı Vizesi alınabilir. Bunun için 100 bin dolar civarında bir yatırım gerekiyor. Bu vizeyi alanların eşlerine çalışma izni, çocuklarına da devlet okullarında okuma hakkı veriliyor. Bunun yanında bir de Amerikan hükümetinin onayladığı bazı kalkınma projelerine 500 bin doların üstünde yatırım yapılması halinde de verilen E-5 vizesi var ki, bu vize ile çekirdek ailenin tüm fertlerine Green Card veriliyor. Tabii bu onaya bağlı ve bu işin uzmanı avukatlar tarafından yapılan bir başvuru yapılması gerekiyor.

5-Yabancılara mortgage veriliyor mu?

Amerika’daki emlak piyasasındaki canlanma 2008’deki çöküşten sonra yabancılar konusunda çok tedirgin olan mortgage piyasasını da bir derece rahatlattı. Halen Bank of Amerika ve Chase gibi ülkenin en büyük bankaları yabancılara mortgage vermeye çok sıcak bakmasa da, pek çok yerel ve global girişimci kapitalistler paranın musluğunu açtı. Evin alım değerinin yüzde 30 kadarının peşin verilmesi halinde 5 yılı sabit yüzde 4.5-6 faizle, 30 yıla kadar vadeli mortgage almak mümkün.

6-Mortgage alabilmek için ne yapmak gerekiyor?

Türkiye’deki bankacılarınızla ve mali müşavirinizle iyi geçinin. Onlardan alınacak referans mektupları mortgage prosedürlerinin çok önemli bir parçası, her mortgage firmasının istediği evraklar listesi farklı olsa da, bu iki kalem genelde ortak. Bazı firmalar yüzde 30 peşinatın yanında gelecek iki yılın ödemelerini kapsayacak meblağda bir paranın Amerika’da bir hesapta tutulmasını ön koşul olarak koyuyor.

7-Alım-satım, masraf, emlak ve gelir vergileri ne kadar?

Şaka gibi ama gerçek. Amerika’da kız almak ev almaktan çok daha kolay ve masrafsız. Şaka bir yana evlilik başvurusu ve işlemler 3 gün içinde ve 100-500 dolar arası bir ücretle yapılırken, ev almak nakit veya mortgage olmasına bağlı olarak bu süreç 90 güne kadar çıkabiliyor ve masraflar da işlemin yüzde 2-5 arasında değişiyor. Bunun nedenleri arasında ise yöresel vergiler, bilirkişi raporları, tapu kadastro masrafları gibi prosedürler var. İstenilen bölge, nakit ya da mortgage kararı verildikten sonra bu rakam çok daha netleşiyor.

8-Emlakçıya gerek var mı? Sahibinden alsak daha hesaplı olmaz mı?

Tam aksine, daha da pahalıya mal olabilir. ABD Ulusal Emlakçılar Birliği’nden yapılan açıklamaya göre 2014 yılında Amerika’da satılan evlerin yüzde 88’i bir emlakçı vasıtası ile satılmış. (http://www.realtor.org/field-guides/field-guide-to-quick-real-estate-statistics) Yani sahibinden satılık ev almaya kalkıldığında piyasadaki evlerin yalnızca yüzde 12’sine kalıyorsunuz ve onları da bulmak için sokak sokak gezmek ve ne aradığınızı çok iyi bilmek ve çok sıkı pazarlık etmek gerekiyor. Çünkü çoğu zaman ev sahiplerinin evlerinin değeri konusunda çokta gerçekçi olmayan duygusal beklentileri var. ‘Sahibinden Satılık’ levhalarının aylarca yerinden kalkmadığına şahit oluyoruz. Çünkü her ev sahibi kendi evlerinin mahallenin en güzel evi olduğunu düşünüyor, birilerinin onlara yeşil duvar kağıdının artık moda olmadığını ve iki blok ötede aynı boyutlarda evin 20 bin dolar daha ucuza satıldığını kibarca söylemesi gerekiyor ve bu işte emlakçılara düşüyor tabii.

9- Komisyon ne kadar, ne zaman ödeniyor? Evi alan ne kadar, satan ne kadar ödüyor?

Bu hikayenin en güzel kısmı da bu. Genelde yüzde 6 olan komisyon yalnızca evi satandan alınıyor. Satıcı tarafından işlem tamamlandığında ödenen komisyon, iki tarafın danışmanı tarafından eşit olarak paylaşılıyor. Eğer alıcıların kendi danışmanları yoksa, satıcının danışmanına ulaşıp (bir milyonda bir) yüzde 6 komisyon ödüyorlar. Yalnız geldim yüzde 3 veriyim olayı yok yani. Komisyon satıcıyla, satıcı danışmanı tarafından ev piyasaya çıkmadan yapılan bir kontratla belirleniyor. Onun için Amerika’da danışmansız ev satmak sadece yüzde 12 oranındaki satıcının kalkıştığı çok zor ve acılı bir süreç. Danışmansız ev almak gerçekten çılgınlık. Çünkü aynı parayı ödeyip bu ortalama 90 gün süren bilinmeyenlerle dolu yolculuğa yapayalnız çıkmak anlamına geliyor.

10- Emlak danışmanının işinin ehli ve güvenilir olduğunu nereden anlarız?

Emlak danışmanlığı Amerika’da çok ciddiye alınan ve çok sıkı denetlenen bir kurum. Lisansı almak için hem okul hem de devletin sınavından geçmek gerekiyor. Lisansı almakla kalmayıp, her sene eğitime devam etme şartı var.  Belli bir süre tecrübe, iş hacmi, ek eğitimle konularda uzmanlaşmak ve özel akreditasyonlar almak mümkün. Örneğin Amerika’da 1 milyon 99 bin emlakçı var. Bunlardan yalnız 40 bininin Accredited Buyer Representative (ABR) sertifikası var. LetsMiami Firmasının ortak çalıştığı şirket de bunlardan biri. Eğer siz de en azından bu konuyu araştırmak ve acaba Miami’den ben de bir ev satın alabilir miyim gibi düşünceleriniz varsa hiç vakit kaybetmeden aşağıdaki iletişim formunu doldurarak, türkçe danışmanlarımızdan bilgi alabilir, aklınızdaki sorulara birinci elden cevaplar bulabilirsiniz. Amerikan rüyasının başlaması belki de bu kadar kolay olacaktır. Türk Havayollarının İstanbul-Miami arasındaki direkt başlattıkları uçuş ise ev alma ve Miami’de yaşama hevesi konusunu gittikçe gündeme taşıyor ve bundan sonra da gündemden düşürmeyeceğe benziyor.

LetsMiami.Com